(Vol. 11, No.4)
ISSN: 1067-151X
© 2003 American Academy of Orthopaedic Surgeons
İdiyopatik Skolyozda Torakoskopik Anterior Enstrümentasyon ve Füzyon
Biyopsi, anterior serbestleştirme, diskektomi ve idiyopatik torasik skolyozda anterior enstrumentasyon ile füzyon uygulanmasında, torakoskopi eşliğindeki cerrahi uygulamalar, omurga anterioruna erişim için yeni bir yaklaşımdır. Bu yaklaşımda göğüs duvarı açık torakotomiden daha az oranda işin içine karışır; çünkü birçok küçük giriş (portal) insizyonu kullanılır. Bu yaklaşımın posterior spinal füzyon ve enstrumentasyona kıyasla daha az hareket segmentinin füzyonuna ve kurvaturun daha iyi bir şekilde düzeltilmesine olanak tanıdığı öne sürülmüştür. Halen gelişme aşamasında olan bu teknik, teknik açıdan ilgi gerektirmektedir. İleri derecede eğitim ve özel enstrumentasyon ve özel anestezi tekniklerini gerektirir.
Bel Ağrısında Manipülatif Spinal Terapi
Amerika’da tamamlayıcı ve alternatif tıbba olan ilgideki artış, bel ağrısı, spinal stenoz ve spondilolistezis semptomlarıyla mücadele etmek amacıyla manipülatif spinal terapi kullanımındaki artışa paraleldir. Manipülatif spinal terapinin temel uygulayıcıları chiropractorlardır, osteopati uzmanları (osteopath) ve fizik tedavi uzmanları bu hizmetleri daha az bir oranda sunmaktadırlar. Manipülatif spinal terapinin etki mekanizmasını açıklayan teoriler büyük oranda preliminerdir ve omurga üzerindeki manipülatif güçlerin omurga üzerindeki mekanik etkilerine ve manipülasyona karşı nörolojik yanıtlara odaklanmıştır. Akut ve kronik bel ağrısı olan hastalarda spinal manipülasyonun etkileri randomize klinik çalışmalarla incelenmiştir. Bu çalışmaları kapsayan çoğu derlemede spinal manipülatif terapinin kısa dönemde, özellikle de akut bel ağrısı olan hastalarda faydalı olduğuna işaret edilmektedir.
Total Diz Artroplastisine Eşlik Eden Ekstensör Mekanizma Yetmezliğinde Korunma ve Tedavi
Total diz artroplastisi sonrasında revizyon cerrahisinin bildirilen en sık nedenleri ekstensör kas mekanizmasına ait komplikasyonlardır ve postoperatif morbiditenin sık karşılaşılan nedenlerindendir. En sık bildirilen ekstensör mekanizma komplikasyonu patellofemoral instabilitedir ve protezin hatalı yerleşimi ile yumuşak doku dengesizliğinin de dahil olduğu çeşitli etiyolojilere bağlı meydana gelebilir. Patella fraktürü veya kuadrisepsin veya patella tendonunun rüptürü sonucunda ekstensör mekanizmada katastrofik bir bozulma meydana gelebilir. Bazı stabil fraktürlerle cerrahi olmayan yöntemlerle başarıyla başa çıkılabilmesine rağmen, yer değişikliği olan fraktürlerde veya tendon rüptüründe sonuçlar sıklıkla kötüdür. Diğer komplikasyonlar arasında patellar clunk ve yumuşak doku adezyonları, protezin aşınması veya gevşemesi ve osteonekroz yer almaktadır. İmplant yerleştirilmesi, rotasyon ve yumuşak doku dengesi hakkındaki bilgilerimizin artmasıyla birlikte, femoral implantların troklear çentiğinin ve patellar komponentlerin tasarımındaki gelişmeler ekstensör mekanizma komplikasyonlarında azalmayla sonuçlanmıştır. Tatmin edici olmayan sonuçlardan ve revizyon cerrahisinden sakınmanın anahtarı uygun protez seçimi ve kapsamlı bir cerrahi teknik uygulanmasıdır.
Pediatrik Omurganın Manyetik Rezonans Görüntülemesi
Pediatrik omurganın görüntülenmesinde manyetik rezonans mükemmel bir yöntemdir. Başarısı için hem temel fizik kurallarının hem de yüksek çözünülürlüğü olan görüntülerin elde edilmesi için ihtiyaç duyulan sedasyon protokollerinin iyi bir şekilde anlaşılması gerekmektedir. Görüntülerin doğru bir şekilde yorumlanması pediatrik ve erişkin omurgası arasındaki farklılıkların bilincinde olunmasına bağlıdır. Görüntülerin değerlendirilmesinde en sık görülen durumlarla (infeksiyonlar, neoplazmlar ve travma) birlikte spinal disrafizm gibi pediatrik omurga hastalığının ayrıcı tanısına aşina olunması gerekmektedir. Pediatrik omurganın manyetik rezonans görüntülemesinin avantajlarının iyi bilinmesine rağmen, bu yaş grubundaki güvenilirliği ve skolyozu ve bağlanmış kord sendromunu (tethered cord syndrome) değerlendirmede ve tanı koymadaki kısıtlılığı tartışmalıdır.
Tarsometatarsal Eklem Kompleksinde Yaralanma
Tarsometatarsal eklem kompleksi kırık-çıkıkları direkt veya indirekt travmadan kaynaklanabilir. Direkt yaralanmalar genellikle bir ezilme sonucudur ve kompartman sendromu, önemli yumuşak doku hasarı ve açık kırık-çıkıklar eşlik edebilir. İndirekt yaralanmalar sıklıkla plantar fleksiyondaki ayağa aksiyel bir yük binmesi sonucunda olur. Ayağın ön bölümünde küçük bir incinme sonrasında bile gelişse ayağın orta kısmındaki ağrı şüphe uyandırmalıdır; tarsometatarsal eklem kompleksi yaralanmalarının % 20 kadarı ilk muayenede atlanmaktadır. Güçlü abdüksiyon esnasında çekilen ön-arka radyografilerde zor fark edilen yaralanmaları ortaya çıkabilir fakat tercih edilen görüntüleme yöntemi bilgisayarlı tomografidir. Tedavinin amacı ağrısız, işlevsel bir ayak sağlanmasıdır. Tercih edilen tedavi medial üç ışın için vida fiksasyonu ve dördüncü ve beşinci tarsometatarsal eklemler için Kirschner telleri kullanılarak yapılan açık redüksiyon ve internal fiksasyondur. Hastaların yaklaşık % 90’ında başarılı sonuç beklenebilir.
Kronik Kullanıma Bağlı Kompartman Sendromu
Kronik kullanıma bağlı kompartman sendromu, tekrarlayan fiziksel aktivitede bulunan bireylerin ekstremite ağrılarının, sıklıkla gözden kaçan ve yaygın görülmeyen nedenlerinden biridir. Detaylı bir öykü, dikkatli bir fizik muayene ve kompartman basınç testleri, tanı koymada zorunludur. Kateter ölçümleri, egzersiz yada travmadan sonraki kompartman basınçlarını olduğu kadar, bazal istirahat kompartman basınçları hakkında da yararlı bilgi sağlayabilir. Kronik kullanıma bağlı kompartman sendromu olan hastalar, genellikle semptomlara neden olan aktiviteleri tamamen kesmedikçe, cerrahi olmayan tedaviye yanıt vermez. Cerrahi müdahale, tutulan kompartmanların fasiyotomisini içermektedir. Kompartman basınç ölçümlerini tam olarak yapma güçlüğüne ve fasiyal gevşetmelerin dikkatli yapılma zorunluluğuna rağmen, hastalar tipik olarak memnuniyet verici fonksiyonel sonuçlara ulaşır ve fasiyotomiden sonra genel fiziksel aktivitelerine döner.
El Bileği Artritinin Tedavisinde Proksimal Sıra Karpektomi ve İnterkarpal Artrodez
İlerlemiş non-inlamatuar el bileği artriti için, hareketi koruyacak şekilde en yaygın uygulanan cerrahi tedaviler, proksimal sıra karpektomisi ve kapitohamat-lunatrikuetral artrodez ile birlikte skafoid eksizyonudur. Her iki prosedüre dair başarılı sonuçlar bildirilmiştir. Proksimal sıra karpektomisi daha basittir; ancak kapitatum başındaki kıkırdakta dejenerasyon var ise, bu işlem kontraendikedir. Kapitohamat-lunatrikuetral artrodez ile birlikte skafoid eksizyonu, daha kompleks olmakla birlikte, daha fazla kavrama gücüne olanak tanır ve kapitat dejenerasyonu varlığında da başarılı olabilmektedir. Tedavi tercihi, hastanın, her prosedüre dair yararları ve olası komplikasyonları iyi kavraması kadar, cerrahın tercihine ve deneyimine de bağlıdır.
Humerusun Metastatik Kemik Hastalıkları
Metastatik kemik tümörleri erişkinlerde görülen destrüktif kemik lezyonlarının en sık etkenidir ve sıklıkla da humerusu tutar. Kemik korteksinin % 50’sinden azında destrüktif lezyonları olan hastalara cerrahi yöntem uygulanmayıp, radyoterapi uygulanır. Korteksin % 50’si veya daha fazlasında diafiz lezyonları olan veya radyoterapi sonrası ağrıları olan hastalarda, rijit fiksasyon sağlamak için intra medüller olarak çivi yerleştirilir. Sıklıkla intramedüller çivi yerleştirme yöntemi kullanılsa da, kapalı çivileme yönteminde başarılı olunamayan destrüktif lezyonlar için methylmethacylate ile çiviyi açık yerleştirme uygun bir yöntemdir. Her ne kadar humerusun proksimalindeki lezyonlar protez artroplasti ile tedavi edilseler de, vidalama işlemi için humerusun proksimal ve distalinda yeterli miktarda kemik korteksi var ise plak fiksasyonu da yapılabilir. Postop radyoterapi, kanserin progresyonunu ve sabitlenen kısmın kopmasını önleyebilir.Bununla beraber, hastalığın ilerlemesi devam ediyorsa veya yoğun kemik harabiyeti nedeniyle içeriden sabitleme yapılamıyorsa geniş rezeksiyon ve bilinen protezlerin takılması işlemi uygulanabilir.