March/April 2003 Article Abstracts in Turkish

(Vol. 11, No.2)

ISSN: 1067-151X

© 2003 American Academy of Orthopaedic Surgeons

Use of Electrical Bone Stimulation in Spinal Fusion

Scott D. Hodges, DO, Jason C. Eck, DO, MS, and S. Craig Humphreys, MD

Spinal füzyon ve elektriksel kemik stimülasyonu

Deformitelerin düzeltilmesi, sabitliğin sağlanması ve oynaklıkların önlenmesi için sık olarak spinal füzyon uygulanmaktadır. Uzun kemiklerde kaynamama tedavisinde kullanılan üç tip elektriksel uyarı yöntemi kısa bir süre önce spinal füzyon başarısını artırmak amacı ile kullanılmıştır. Direkt akım elektriksel uyarı içerden uygulanan bir yöntem olduğundan hasta toleransına bağımlı değildir. Aralıklı elektromanyetik alanlar ve kapasite ilişkili elektriksel uyarı hasta uyumu gerektiren dışardan uygulanan yöntemlerdir; ancak  implante edilen cihazlara bağlı riskler görülmemektedir. Spinal füzyon ile sonlanan geçerli, tekrarlanabilen ve hastalara ait parametrelerin de göz önünde bulundurulduğu değerlendirmelerdeki tutarsızlıklara bağlı olarak etkinlik hakkında yorumda bulunmak zor olmaktadır. Verilerin çoğunda direkt akım uyarısına bağlı faydalı etkiler bildirilmektedir; ancak bu yöntemin uygun olup olmadığını anlamak için yeni araştırmalara gereksinim bulunmaktadır.

Dislocation After Total Hip Arthroplasty: Implant Design and Orientation

Robert L. Barrack, MD

Total Kalça Artroplastisinden Sonra Yer Değiştirme: İmplant Tasarımı ve Yönelim

Total kalça artroplastisinden sonra yer değiştirmelerin en aza indirilmesi ve sağlamlığın sağlanması için implant tasarımı ve pozisyon verme önemli etkenlerdir. Modüler femoral köklerin ve asetabuler implantların geliştirilmesi ile baş, boyun ve koruyucu tabaka tasarımlarının sayısı artış göstermiştir; ancak mevcut tasarımların özellikleri normal günlük aktivitelere bağlı olarak eklem içi protezlerin etkilenmesine ve hareket kısıtlılığı, aşınma, osteoliz ve yerinden çıkma veya yer değiştirme gibi sorunlara yol açabilir. Bunu en aza indirmek için eteklenmiş başlardan uzak durulması, 22-mm’lik başa uygun bir asetabuler implant seçilmesi, baş-boyun oranının maksimuma çıkarılması ve mümkün olan yerlerde oluklu asetabuler koruyucu tabaka ve dairesel yerine trapezoidal bir boyun kesiti almak gerekir. Bilgisayar modellerinde en uygun pozisyonun 45° ile 55° abdüksiyon olduğu saptanmıştır. 55° altında olan açılarda etkilenme ve yer değiştirmeleri önlemek için hem kök, hem de 10° ile 20° anteversiyon uygulamak gerekir.

Surgical Management of the Rheumatoid Elbow

Jeffrey I. Kauffman, MD, Andrew L. Chen, MD, MS, Steven Stuchin, MD, and Paul E. Di Cesare, MD

Romatoid Dirseğin Cerrahi Tedavisi

Romatoid artritli bir çok hastada genellikle hastalığın başlamasından 5 yıl sonra üst ekstremite işlevini engelleyen dirsek tutulumu oluşmaktadır. Başlangıçta uygulanabilecek tedaviler arasında dirsek hareketlerini korumak ve ağrıyı azaltmak için cerrahi olmayan yöntemlerle sinovit ve kapsüler inflamasyonla mücadele yer alır. Hastalığın ilerlemesi ile semptomlarda artış, dirsek oynaklığı ve işlevsel kısıtlılığa yol açan eklem ve ligament hasarı meydana gelebilir. Cerrahi olmayan tedaviye yanıt alınamayan hastalarda açık veya artroskopik sinovektomi ile semptomlarda rahatlama sağlanabilir. Daha şiddetli bozukluk olanlarda dirsek artroplastisi uygun bir seçenek oluşturmaktadır. Protez teknolojisi ve cerrahi tekniklerdeki ilerlemeler sayesinde şiddetli romatoid artrit dirseği vakalarında dirsek artroplastisi başarılı bir şekilde uygulanabilmektedir.

Internal Fracture Fixation in Patients With Osteoporosis

Charles N. Cornell, MD

Osteoporozlu Hastalarda İnternal Kırık Tespiti

Osteoporotik kemiklerin kırıklarında plak ve vida ile fiksasyonun tutma gücü zayıf olduğundan, internal fiksasyon % 10 ile % 25 oranında başarısızlıkla sonuçlanabilmektedir. Kortikal kemiğe yerleştirilen vidalar komşu trabeküler kemik içine yerleştirilenlere göre daha dayanıklıdır. Osteoporotik hastalarda sağlam olmayan kemik bölgelerinde plaklar kullanılmamalıdır. Fiksasyonun sabit olması için kırık hattında sağlam kemik teması oluşturulmalı ve vidalar kırık hattının hem mümkün olduğu kadar en yakınına, hem de en uzağına yerleştirilmelidir. Kasıtlı olarak yapılan kısaltma işlemi sabitliği arttırabilir ve kırık üzerindeki yükün azalmasını sağlayabilir. Sağlam temas yüzeylerinin bulunmadığı yerlerde yapısal kemik greftleri veya diğer doldurucular kullanılabilir. Kayan kalça vidası, intramedüller çivi, kaymayı önleyici plak ve gerilim bantları gibi yükü paylaşan fiksasyon aletleri osteoporotik metafizyal bölgeler için daha uygun seçeneklerdir. Yüksek riskli hasta grubunda oluşan kırıkların fiksasyonu için uygun planlama gereklidir.

Instability of the Proximal Tibiofibular Joint

Jon K. Sekiya, MD, and John E. Kuhn, MD

Proksimal Tibiofibular Eklemin Oynaklığı

Proksimal tibiofibular eklemin yaralanmasına sıklıkla fleksiyondaki dize şiddetli dönme hareketleri yaptıran atletlerde rastlanılır. Bu eklemin oynaklığı anterolateral, posteromediyal veya superior yönlerde oluşabilir. Akut yaralanmalarda hastalar genellikle dizin lateralinde bulunan ağrı ve bir çıkıntıdan şikayet ederler. Akut yerinden çıkmalarda kapalı redüksiyon denemelidir. Başarı sağlanamazsa, açık redüksiyonda hasar görmüş kapsülün ve ligament ların tamiri ile eklemin sabitleştirilmesi gerekir. Kronik yer değiştirme veya yerinden çıkma bulunan hastalar lateral menüsküs yaralanması ile karışabilen çıt sesi ve tutukluk ile dizin lateralinde ağrı ve oynaklık bildirmektedir. Yerinden çıkma semptomları aktivite değiştirilmesi, destekleyici kayışlar ve diz güçlendirme gibi cerrahi olmayan fiziksel terapiler ile sağaltılabilir. Kronik ağrı ve oynaklık oluşan hastalarda başvurulabilecek cerrahi seçenekler arasında artrodezis, fibula başı rezeksiyonu ve proksimal tibiofibular eklem kapsülü yeniden yapılandırılması yer almaktadır.

Ordering and Interpreting Rheumatologic Laboratory Tests

Gregory C. Gardner, MD, and Nancy J. Kadel, MD

Romatolojik Laboratuvar Testlerinin Istenmesi ve Yorumlanmasi

Birçok mekanik ve sistemik durum eklem agrisi ve sinovite sebep olabilir. Romatolojik hastaliktan süphelenildiginde ilk degerlendirme tam ve dogru bir anamnezle baslar, fizik muayene uygulanir ve onaylayici testlerin seçilerek kullanilmasi ile serolojik degerlendirmenin dogasinda olan ve sik görülen problemlerden kaçinilmaya çalisilir. Eritrosit sedimentasyon hizi, C-reaktif protein düzeyi, romatoid faktör, antinükleer antikorlar, antikardiyolipin antikorlari ve lupus antikoagülani, HLA-B27, ürik asit düzeyi ve Lyme hastaligina yönelik yapilacak testler tek basina veya kombinasyonlar halinde, belli tanilari destekleyebilirler. Bu testlerin seçilmeden kullanilmasi sonucunda yalanci pozitif sonuçlar elde edilebilir ve bu da gereksiz endiselere ve masrafa sebep olabilir. Öte yandan bu testlerin etkin bir sekilde kullanilmasi sonucunda uygulanacak gereksiz invaziv yöntemlerin sayisi azalabilir.

Tumorlike Lesions and Benign Tumors of the Hand and Wrist

Ann-Marie Plate, MD, Steven J. Lee, MD, German Steiner, MD, and Martin A. Posner, MD

El ve El Bileğinin Tümör Benzeri Lezyonlarıve İyi Huylu Tümörleri

Vücudun diğer kısımlarına oranla daha nadir de olsa, el ve el bileğinde değişik çok sayıda tümör benzeri lezyon oluşabilmektedir. Etkili bir tedavi için bu lezyonların ayırıcı tanısının iyi yapılması ve kapsamlı bir değerlendirme stratejisi uygulanması çok önemlidir. Kemik lezyonlarının çoğunda düz radyografiler tanıya yardımcı olurken, yumuşak dokunun nadir görülen malign oluşumlarının iyi huylu yumuşak doku lezyonları ile ayırıcı tanısında manyetik rezonans görüntülemeye ihtiyaç duyulabilir. Karmaşık anatomik yapıya rağmen geçerli olan onkolojik ilkelere uyulması çoğunlukla başarılı sonuçlar alınmasını sağlamaktadır.

Scapular Dyskinesis and Its Relation to Shoulder Pain

W. Ben Kibler, MD, and John McMullen, ATC

Skapula Diskinezisi Ve Omuz Ağrısı İle İlişkisi

Skapula diskinezisi skapulohumeral hareketler sırasında skapulanın normal pozisyonunda değişiklik veya hareket meydana gelmesini anlatan bir terimdir. Bu durum omuz eklemini tutan bir çok yaralanmada görülmekle beraber sıklıkla skapulayı sabitleyen kasların aktivasyon özelliklerini engelleyen veya bozan yaralanmalarda oluşmaktadır. Skapulanın iki taraflı skapulohumeral hareketler esnasında oynadığı rol değiştiğinden omuz yaralanmalarına bağlı işlevsel bozukluğun artmasına yol açabilir. Skapula diskinezisinin omuz disfonksiyonuna karşı oluşan özgül olmayan bir cevap olduğu düşünülmektedir çünkü özgül bir omuz teşhisi ile ilişkili özgül bir diskinezi özelliği bulunmamaktadır. Skapula diskinezisi omuz yaralanması oluşan hastalarda akla getirilmelidir ve özgül fizik muayene ile tanı koyulabilir ve sınıflandırılabilir. Skapula diskinezisinin tedavisi altta yatan nedenlere yöneliktir ve normal skapula kas aktivasyonunun yeniden oluşturulmasını sağlayacak kinetik zincir-temelli rehabilitasyon protokolleri içerir.



Member/Resident Login | Subscriber/Guest Login